Atatürk Köşesi
 Atatürk'ün Hayatı 

A-EĞİTİMİ VE ÖĞRENİMİ

Atatürk 1881 yılında Selanik'te doğmuştur.Doğum günü kesin olarak bilinmemektedir.Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım, Selanik'te Hacı Sofu ailesinden Feyzullah Ağa 'nın kızıdır.Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi Kırmızı Hafız diye anılan öğretmen Ahmet Efendi 'nin oğludur.Atatürk'ün yetişmesi üzerinde annesinin ve babasının büyük etkileri olmuştur.
Atatürk pek genç yaşta babasını kaybetmiştir.Ailenin durumunun sarsılması üzerine Zübeyde Hanım,iki çocuğunu alarak kardeşe Hüseyin Ağa 'nın yanına gitmiştir.Ancak bir süre sonra çocuklarının eğitimi için Selanik'e geri dönmüştür. 
1894'de Selanik Mülkiye Rüştiyesine giren Mustafa burada tahsilini yarım bırakarak,annesinden habersiz,Askeri Rüştiye 'ye girmiştir.Disiplinli,kuvvetli öğretim ve eğitimi ile şöhret bulan Selanik Askeri Rüştiyesi,genç Mustafa Kemal'in yetişmesinde önemli rol oynamıştır.
1896'da Mustafa Kemal,Manastır Askeri İdadisi'ne girer.Manastır Askeri İdadisi'nde daha sonraları ünlü hatip olan Ömer Naci ile arkadaşlıkları,Mustafa Kemal'in şiir,edebiyat ve hitabete ilgisini uyandırır. Manastır İdadisinin tarih hocası Kolağası Mehmet Tevfik Bey genç Mustafa Kemal'in tarihe ve özellikli Türk tarihine merak sarmasında başlıca rol oynamıştır.Genç Mustafa 1898'de Manastır Askeri İdadisi'ni bitirdi.Mustafa Kemal Harbiye'ye Manastır Askeri İdadisi 'nde etkisi altında kaldığı hürriyet fikirleri ve memleket meselelerine karşı ilgilerle gelmiştir. 
Mustafa Kemal,10 şubat 1902'de Harbiye'yi bitirdi. Kurmay Akademisi'nin birinci sınıfını başaran Mustafa Kemal bir rütbe terfi eder ve üst teğmen olur.11 Ocak 1905 de Mustafa Kemal kurmay Yüzbaşı olarak Harp Akademisini bitirdi.
Atatürk'ün çocukluğu ve gençliği ile incelemelerin sonunda varacağımız önemli sonuç, Genç Mustafa Kemal'in düzenli ve ciddi bir eğitim gördüğüdür.İyi bir eğitim gören asker Mustafa Kemal, üstün zekası ve kabiliyeti ile Türk Tarihinden çıkardığı sonuçlarla Türk Milletini ileri hedeflere ulaştırmıştır.Türk insanının, özgürlüğü Türk Milletinin bağımsızlığı ilke olarak onun kafasında gençlik yıllarında oluşmuştur. 

B- ASKERİ HİZMETLERİ

Harp Akademisini bitiren Genç Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal, tayin beklerken yakalanır ve tutuklanır.Daha sonra Şam'a gitmeden, önce Beyrut'ta arkadaş çevresine yaptığı konuşmalarda,"Dava, yıkılmak üzere bulunan bir imparatorluktan, önce bir Türk Devleti çıkarmaktır." Diyerek, hem Osmanlı devletinin yıkılışını önceden sezer, hem de Türklerin millet olarak Milli bir devlet kurma zorunluluğunu dile getirir.
Meşrutiyetin ilanı Mustafa Kemal i tatmin etmemiştir. Mustafa Kemalde yer eden, batılı anlamda yeni ve modern bir devletin kuruluşudur. Devlet idaresinin yanlış ve hatalı tutum ve davranışları nedeniyle İttihat ve Terakki partisinin yöneticileri ile tam bir uyuşmazlığa düşer. Ordunun politikanın dışında kalmasını savunur.
İtalyanların Trablusgarp saldırısı, kolağası Mustafa Kemali gönüllü olarak hizmete yöneltir. Bingazi, Derne, Tobruk bölgelerindeki başarısı Mustafa Kemal´in askerlikte şansını açar ve 27.Kasım.1911 de Binbaşı olur.


Balkan savaşları başlayınca Mustafa Kemal, İstanbul´a dönüp yeni savaşta bir görev almak ister. Daha yolda iken hemen hemen bütün Rumeli´nin elden çıktığını ve Bulgarların Çatalca'ya kadar ulaştıklarını öğrenir.Trablusgarp dönüşü Mustafa Kemal Bolayır´da bulunan kolorduda görev yapar. 29.Eylül.1913 te Sofyaya Ateşemiliter olarak tayin edilir. Böylece İttihat ve Terakki partisi yöneticileri onu fiilen ordudan, ordu saflarında aktif hizmet görmekten uzaklaştırmış olurlar. Binbaşı Mustafa Kemal Sofya´da görevli bulunduğu sırada 1.Mart.1914 de Yarbaylığa yükselir. Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşına katılmasından sonra Yarbay Mustafa Kemal, Vatan müdafaasında aktif görev almak için Harbiye Nazırı Enver Paşaya başvurup vazife ister. " Arkadaşlarım Muharebe cephelerinde, ateş hatlarında bulunurken ben Sofya´da Ateşe militerlik yapamam" diyen Mustafa Kemal´e Çanakkale'de bir tümen komutanlığı verilir.

Tümen komutanı Yarbay Mustafa Kemalin Conk bayırında karşılaştığı olaylarda onun kahramanlığını dile getirirken, daha sonra aynı bölgede düşman karşısında ölüm kalım savaşı veren Yarbay Mustafa Kemal Arıburnu'nda askeri birliklerine şöyle sesleniyordu:" Size ben taarruz emretmiyorum ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zamanda yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir." 
13.Nisan.1913 kazanılan bu zafer, daha sonra üstün düşman kuvvetlerine karşı azimle, sebatla, cesaretle savaşmanın şerefini taçlandırmıştır. Zaferin şanlı ve güçlü adamı Mustafa Kemal 11.Haziran.1915 de Albaylığa yükseltilmiştir.Albay Mustafa Kemal'in Gelibolu Yarımadasında kazandığı başarı tarihin gidişini değiştirmiştir.Önce Edirne'ye daha sonra Diyarbakır'a kolordu komutanlığına tayin edilen albay Mustafa Kemal, 19 mart 1916'da genaralliğe yükselmiştir.Doğuda Ruslara karşı çok önemli ve büyük bir zafer kazanmıştır.Ardından önce 2. ordu daha sonra yıldırım orduları emrindeki 7. ordu komutanlığına tayin edilmiştir. 

Harbin sonunda 30 ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devleti devletlik sıfatını yitiriyor , aslında fiilen sona eriyordu.Mütareke sonrası dönemde yıldırım orduları gurup komutalığına tayin edilen Mustafa Kemal Paşa , Mondros Mütarekesi'nin hükümlerine ve uygulanmasına tepki göstererek karşı koymuştur.
Mütareke ile Osmanlı Devleti fiilen sona ermişti.Onun yeniden canlandırılması mümkün olamayacağı için yeni,özgür ve bağımsız bir devleti, Atatürk'ün gençliğinden beri arzuladığı modern devleti kurmak gerekiyordu.Atatürk bu kararı yıldırım orduları gurup komutanı iken Adana'da vermiştir.Herkesin teslim olmasına karşılık Mustafa Kemal, o en umutsuz görünen şartlar içinde dahi vatan ve millet kurtuluşu uğruna birşeyler yapılabileceği inancında idi.
Mustafa Kemal Paşa' nın Anadolu' ya geçmek için fırsat aradığı bir anda, Babıali' nin Mustafa Kemal Paşa' yı İstanbul'dan uzaklaştırmak için aradıkları fırsat ortaya çıkmış ve bir memuriyet bulunmuştur.Ordu Müfettişi ünvanı ile Mustafa Kemal'in Anadolu'ya gönderilmesinde maksat , Samsun havalisinde , Rumlara tecavüz eden Türklerin haddini bildirmek ve Anadolu'da beliren milli teşekkülleri ortadan kaldırmaktır.
Mustafa Kemal Paşa' ya Samsun'da verilen vazife , asıl amacına ulaşmasında ona imkanlar hazırlamıştır.Mustafa Kemal Paşa millet egemenliğine dayalı , kayıtsız ve şartsız bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak için , millet hizmetinde Milli Mücadele hareketine, 19 mayıs 1919' da başlamıştı.Parola, "Ya İstiklal Ya Ölümdü."
Mustafa Kemal Paşa Samsun' da güvenliğin korunmasını sağlayacak tedbirleri aldıktan ve ordu ile ilk ilişkiyi kurduktan sonra Samsun'un İngiliz işgali altında olması, kıyı kesiminde bulunması ve civardaki Rum çetelerinin faaliyetlerinden ötürü , karargahının içerde daha emin bir yere naklini zorunlu görmüş ve 25 mayıs 1919' da Havza' ya hareket etmiştir.
1919' un bunalımlı durumundan 1922' nin parlak zaferini çıkaran , Türkmilletinin azim ve iradesini temsil eden Mustafa Kemal Paşa, şef ve lider olarak Milli Mücadele davasına fiilen Samsun' dan itibaren başlamış, haksızlığa , esarete , zulüm ve baskı idaresine karşı başkaldırmıştır.

C-DEVLET KURUCUSU ATATÜRK 


19 mayıs 1919' da Samsun' a çıkan Atatürk' ün esas amacı yeni bir Türk Devleti kurmaktı.Yeni Türk Devleti bir taraftan milli egemenlik diğer taraftan milli bağımsızlık mücadelesi ile birlikte 23 nisan 1920' de kurulmuştur.

ATATÜRK VE MİLLİ MÜCADELE GERÇEĞİ

Yeni Türk Devleti kurulmakla beraber ülke işgal altındadır. Ülkede henüz huzur ve güvenlik yoktur. Ülkenin huzuru ve güvenliği iç isyanların bastırılması ile sağlanacaktır.TBMM Hükümeti önce Anadolu' nun bütün kuvvet ve kudretini iç ayaklanmaları bastırmakta kullanmıştır.Düşmana karşı savaşta Kuva-i Milliye adı verilen milis kuvvetler , düzenli askeri birlikler kuruluncaya kadar vazife görmüşlerdir.
Düzenli ordu kurulduktan sonra büyük askeri zaferler kazanılmıştır.28 eylül 1920' de harekete geçen ordumuz , 29 eylül 1920' de Gümrü' yü almıştı. Yunanlılar' ın ilerlemesine karşı 10-11 ocak 1921' de İnönü' de kazanılan zafer, Batı Cephesinde kazanılan ilk savunma zaferi olmuş , düşmanın ağır kayıplar vermesiyle sonuçlanmış ve düşman eski hatlarına çekilmek zorunda kalmıştır.
İtilaf Devletleri'nin bir tür barış taarruzu olan Londra Konferansı başarısızlıkla sona ererken 23 mart 1921' de Yunanlılar tekrar Bursa istikametinden harekete geçmişlerdir.31 mart 1921 akşamına kadar süren kanlı çarpışmalar sonunda düşman İnönü' de ikinci defa mağlup olmuştur.1. ve 2. İnönü Zaferlerinin kahramanı batı cephesi komutanı İsmet İnönü'dür. 18 temmuz 1921'de batı cephesi karargahına gelen Mustafa Kemal Paşa durumu inceledikten sonra ordunun düzeltilip kuvvetlendirilmesi için Sakarya'nın doğusuna kadar çekilmesini emretti.23 ağustos da düşman ordusu taarruz etti.23 ağustos-13 eylüle kadar aralıksız 22 gün devam eden bu kanlı savaştan sonra düşman ordusu mağlup edilmiştir. Sakarya Zaferi Kurtuluş Mücadelemizin askerlik ve politika bakımından önemli bir aşaması olmuştur. 

Düşmana son ve kesin darbeyi vurmak için ordunun yetiştirilmesi ve taarruza hazır olması problem olarak ele alınmış ve ordumuzun kararının taarruz olduğu Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından 4 mart 1922' de orduya taarruz emrini vermiştir.Düşman ordusunun büyük kısmı Gazi Mustafa Kemal Paşa' nın bizzat idare ettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi' nde yok edilmiştir.
Mustafa Kemal Paşa' nın 19 mayıs 1919' da başlayan yolculuğu 9 eyül 1922' de İzmir' de sona ermiştir.Büyük Kahraman ve Büyük Zafer adamı " Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz' dir" diyerek kesin emri 1 eylül 1922' de vermiştir. Türk Ordusu kısa zamanda 9 eylül 1922' de İzmir ve 11 eylül' de Bursa' yı düşman işgalinden kurtarmış Akdeniz' de askerlerimiz büyük zafer kazanmıştır.Bundan sonra siyasi zaferler ve devrimler büyük kurtarıcı ve devlet kurucusu Mustafa Kemal Paşa' yı beklemektedir.

D- ATATÜRK VE DEVRİMLERİ

1-GENEL OLARAK DEVRİM VE AMACI

Devrim halk hareketi olarak mevcut eskimiş ve yıpranmış bir düzenin yıkılması ve yıkılan düzen yerine yeni bir düzen kurulmasıdır.Atatürk' ün devrimle ilgili olarak "Milletin en yüksek medeniyet düzeyinde ilerlemesini temin edecek yeni müesseseleri koymuş olmak" şeklinde yaptığı tanımlama devrimin medeni ve ileriye dönük yönünü açıklamaktadır.
Türk devrimi Türkiye' de bir kültür değişikliği yapmış Doğu kültürü yerine Batı kültürünü yerleştirmiş, softa zihniyeti yerine modern zihniyeti getirmiş ve şeriat zihniyetinin söndürdüğü milli şuuru milletin şuurunda uyandırmıştır.
19 Mayıs 1919' da Samsun' a çıkan Atatürk' ün esas amacı yeni bir Türk devleti kurmaktı.Yeni Türk Devleti bir taraftan milli egemenlik diğer taraftan milli bağımsızlık mücadelesi ile birlikte kurulmuştur.
1789 Fransız ve 1917 Rus devrimlerinden farklı olarak Türk devriminde devrimin hazırlığını yapanlar ve fikri yönden olgunlaştıranlarla onu başarıya götürenler aynı kişilerdir.Büyük Atatürk Türk devriminin hem fikri hazırlığını yapmış hem de aksiyon alanında onu başarıya ve zafere ulaştırmıştır.Atatürk devrimi hem başarıya ulaştırırken aynı zamanda özgür, bağımsız, modern, milli bir devlet ve yeni bir devlet kurmuştur." Medeniyet yolunda yürümek ve muvaffak olmak şartı hayatidir" diyen büyük kurtarıcı milletimizi çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracak bir zihniyetin yerleştirilmesi çabası içindeydi.Bu yolda birtakım devrimler birbirini izlemiştir.

2-DEVLET HAYATINDAKİ VE TOPLUM HAYATINDAKİ DEVRİMLER

Devlet hayatında ve devletin sıfatıyla ilgili değişikler : Saltanat' ın kaldırılması, Cumhuriyet' in ilanı, Hilafet' in kaldırılması, Laik devlet anlayışının yerleştirilmesi gibi konuları içermektedir.
Toplum hayatındaki değişiklikler ise çok daha kapsamlı bir nitelik taşımaktadır.Bunlar da; Kıyafet devrimi, Tekkelerin, türbelerin, ve zaviyelerin kapatılması, Milletlerarası takvim, saat ve rakamların kabul edilmesi, Hukukun laikleştirilmesi, Kadın haklarının tanınması, Harf devrimi, Tarih devrimi, Dil devrimi, Lakap ve unvanların kaldırılması ve Soyadı kanununun kabulü gibi konuları içermektedir.
Türkiye' yi gerçek anlamda batılı bir devlet ve toplum hayatına ulaştıran bu devrimler diğer devrimlerde rastlanmayan kökten ve esaslı değişiklikleri içirmektedir.

E- ATATÜRK VE TÜRK DIŞ POLİTİKASI 

Atatürk TBMM açılırken milli hükümetin takip edeceği siyasetin esasları hakkında bilgi vererek milli sınırlar dışında herhangi bir istilacı gaye gözetilmeyeceğini ve emperyalist bir hedef takip edilmeyeceğini açıkça belirtmiştir.
Atatürk 30 nisan 1920' de BMM' nin kurulduğunu bütün yabancı devletlerin dış işleri bakanlarına bildirmiştir. 3 mayıs 1920' de BMM' nin seçtiği ilk Bakanlar Kurulu 5 mayısta Atatürk' ün başkanlığında toplanarak memleketin iç ve dış politikasında takip edeceği yolları kararlaştırmış ve bilhassa dış ilişkilerin düzenlenmesine önem vermiştir.
Ankara Hükümeti İstanbul işgal altında kaldığı sürece yalnız TBMM ' nin Türk Milleti'ni temsil edeceğini işgal kuvvetlerine bildirmiş ayrıca 7 haziran 1922' de kabul edilen bir kanunlu da 16 mart 1920' den itibaren İstanbul Hükümeti tarafından akdedilmiş bulunan ve akdedilecek olan her türlü antlaşma ve sözleşmeler ile resmi kararları ve verilmiş olan imtiyazları yok saymıştır.İtilaf Devletlerinin İstanbul Hükümeti ile barış antlaşması imzalamak istemeleri ve barış görüşmelerinde İstanbul Hükümetini muhatap almaları TBMM' nin 18 haziran 1920' de Misak-ı Milli' ye sadık kalınacağı ve Türk topraklarının bölünmesinin kabul edilemeyeceği yolunda karar almasını gerekli kılmıştır. 

Buna rağmen itilaf devletleri İstanbul Hükümeti temsilcileri ile Osmanlı Devleti' nin topraklarını parçalayan , Türklere bırakılan arazi üzerinde milli şeref ve haysiyetle bağdaşmayan, milli egemenliği tanımayan Sevr Antlaşmasını 10 ağustos1920' de imzalamışlardır.BMM 19 ağustos 1920 tarihli toplantısında Sevr Antlaşmasını imzalayanların ve bunu tasdik eden Saltanatta bulunanların vatan hayini sayılmaları kararını almıştır.Aynı zamanda BMM Hükümeti bu antlaşmaya kendini hiçbir surette bağlı görmediğini de ilan etmiştir.
Yeni kurulan devlet önce Doğu devletleriyle daha sonra da Batı devletleriyle ilişkiler kurmuştur. Askeri başarı politik alanda etkisini göstermiş ve yeni devlet zamanla milletlerarası camiada yerini almıştır.
Atatürk dönemindeki askeri zaferlerin sonunda 11 ekim 1922' de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır.Bununla Trakya Meriç' e kadar bize teslim edilmiş ve boğazlar üzerinde hakimiyetimiz tesis olunmuştur.Bundan sonra 24 temmuz 1923' de imzalanan Lozan Barış Antlaşmasıyla Türkiye genel olarak Misak-ı Milli' yi gerçekleştirmiş ve yeni Türk devleti milletlerarası hayatta yerini almıştır.Lozan Milli Mücadele dönemine son verdiği gibi Türkiye ile batılı devletler arasında yeni bir hukuki düzen kurmuştur.
Lozan Antlaşmasından sonra 1923-1930 yılları arasında Türkiye' nin dış politikası devrimin temel ilkelerine uygun olarak, Lozan' dan intikal eden meselelerin halli , Lozan' da kararlaştırılan esasların uygulanması şeklinde belirlenmiştir.

F- ATATÜRK' ÜN ÜSTÜN KİŞİLİĞİ

1-ATATÜRK'ÜN DEHASI


19 mayıs 1919' da Mustafa Kemal Paşa' nın Samsun 'a çıkışında karşılaştığı şartlar, Türk Milletinin ıstırabı, sosyal şartlar gerçek büyük adamı ortaya çıkarmıştır.Atatürk Türk Milleti hakkında verilen esaret ve ölüm kararına karşı gelen , isyan eden , baş kaldıran ve milleti milli birlik ve beraberlik içinde hedefe yönelten bir millet temsilcisidir.Asıl üzerinde önemle durduğumuz nokta büyük işler başaran, sonuçlandıran büyük adamın şahsi kabiliyeti üstün kişiliğidir. Atatürk dahimidir? Dehasının nitelikleri nedir?
Deha dikkat, hafıza, muhakeme ve irade gibi psikolojik ifadelerin terkibi ve üstünlüğüdür.
Ondaki azim ve irade olağanüstü idi. Yenemeyeceği hiçbir güçlük, deviremeyeceği hiçbir engel yoktu. Her engeli sabır ve tedbir ile yenerdi. Dehanın bu yönü uzun bir sabır kudretine sahip olmasıdır.
Atatürk yorulmak bilmeyen iradesi, tükenmeyen enerjisi ile Türk Milletini medeni ve insani hedeflere ulaştırmasının savaşını şerefle başarmıştır.Bu irade dehanın bir vasfıdır.
Sabır kadar önemli dehanın vasıflarından biri de, hiç şüphesiz önceden seziş ve ona dayanan uzağı görüştür. Dahi Atatürk, uzak görüşü ile Türk Milletinin yaşama kabiliyetini sezmiş ve onu dünyaya duyurmuştur.
Mustafa Kemal Paşa' nın asıl dehası, Samsun' a çıktığı günden itibaren Türk Milletinin istiklal iddiasında olduğunu sezişindedir.
Büyük adamların bariz özelliği düşünce özerkliği, olayları müşahede etmek, bu müşahedelerden doğru dürüst sonuçlar elde etmek yani gerçekçiliktir.Atatürk de gerçekçi idi.
İnsanlar kendilerine yeni düşünceler, yeni değerler, eşsiz büyük heyecanlar getirenleri büyük insanlar olarak görürler , dahi olarak adlandırırlar.Atatürk canlı bir düşünce , yeni değerleri topluma kazandıran insandır.Atatürk ilim zihniyetinin, çağdaş düşüncenin de sembolüdür.
Tarih içten ve dıştan binlerce düşmanın ihanetine uğramış ve parça parça olmuş bir milleti yerden kaldırıp göklere yükselten bu yüce insanı yalnız ve yalnız mükemmellikle vasıflandırır.

F- DEHASININ ÇEŞİTLİ YÖNLERİYLE ATATÜRK

a-Asker Atatürk

Milli Mücadelenin şerefli ve güçlü insanı, zaferler yaratan şanlı komutanı heşeyden önce bir askerdir, büyük komutandır.
Mustafa Kemal' i yüksek kumandanların çoğuna üstün kılan vasıf , ölümü hakir görmek ve yiğitlik göstermek hususunda askerlerine en büyük örnek olmasıdır.Atatürk her rütbede kumanda ettiği birliklerin ruhuna nüfuz edebilmiş ve her rütbenin başarılı insanı olmuştur. Çanakkale' de kahramanlık destanı yazan Mehmetçiğe " Ben size taarruz etmeyi değil ölmeyi emrediyorum" demiştir. Sakarya' da ise vatan savunmasının önemini belirterek "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatandır.Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanı ile ıslanmadıkça terk edilemez" demek kudretini göstermiştir.
Anafartalar Muharebesi kuvvetleri yerinde ve zamanında kullanmak bakımından tarihimizin büyük bir kahramanlık abidesidir.Mustafa Kemal Paşa' nın Samsun' da kazandığı zafer tam bir zaferdir.Harp tarihinde misli olmayan bir meydan muharebesidir.Başkumandan Meydan Muharebesi tarihte az görülen imha muharebesinden biridir. 

b- Devlet Kurucusu Atatürk

19 mayıs 1919' da Samsun' a çıkan Atatürk' ün esas amacı yeni bir Türk Devleti kurmaktı. Yeni Türk Devleti bir taraftan milli hakimiyet bir taraftan da milli istiklal mücadelesi ile birlikte kurulmuştur.23 nisan 1920' de açılan TBMM yeni Türk Devletinin ilk meclisi idi. 20 ocak 1921 tarihli ilk Teşkilat-ı Esasiye kanununun 3. maddesi ," Türkiye Devleti BMM tarafından idare olunur ve hükümeti Büyük Millet Meclisi Hükümeti ünvanını taşır." demekle Osmanlı Devletinden ayrı yeni bir devletin kurulduğunu açıklamaktaydı.
Yeni Türk Devleti Osmanlı İmparatorluğu' na karşı yapılan ihtilalle ve ülkesini işgal eden düşmana karşı da mücadele ile birlikte doğmuştur. Yeni devletin kuruluşu zor ve ağır şartlar altında olmuştur.Zorlukların başında , devletin bir unsurunu teşkil etmesi bakımından ülkenin sınırlarını tayin ve tayin edilen sınırlar içinde ülkenin düşman işgalinden temizlenmesi gerekir.Daha önce Erzurum ve Sivas Kongreleri' nde ve daha sonra da Misak-ı Milli ile çizilen sınır, yeni kurulan devletin ülkesini, tarihi ve şerefli mazisi ile Türk Milletinin vatanını ortaya çıkarmıştır.Bu sınırın gerçek ihtiyaçlara cevap verecek şekilde Türklüğün Ata Yurdu olarak belirlenmesinde Atatürk baş rolü oynamıştır.Atatürk Türk milliyetçiliğini Türk milli davasının temel taşı yaparak , milli duyguları tam bir olgunluğa eriştirmiş, milletin milli şuur ve benliğini hissettirerek milli bir devlet kurmuştur. 

c- Devrimci Atatürk


Batı kültürüne doğru yönelen ve ilerleyen yeni Türk Cemiyeti kendisinden birkaç yüzyıl ileride bulunan diğer medeni milletlere az bir zamanda yetişmeliydi. Asırlarca geri bırakılmış bir cemiyeti bir an evvel çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırmak için devrim yapmak sosyal ve siyasal bir zorunluluktu. Atatürk bu zorunluluğu en net bir şekilde görebilen ve aynı zamanda başarabilen bir insandır.Atatürk devrim fikri ile devrim gerçeğini en başarılı bir şekilde birleştirdiği için büyüktür.

d- Büyük Siyasetçi Atatürk

Büyük siyasetçi bağımsız bir devlette halkın huzur ve refahı ile o devletin , devletler arası güvenliğini sağlamak için tutulan yolu en başarılı şekilde yürüten devlet adamıdır. Atatürk'ün Büyük siyasetçi olarak üstün başarısı, karşılaştığı en zor problemler karşısında en doğru ve memleket için en hayırlı yolu görebilmesi ve imkanları seçebilmesidir. 


İç Politika Alanında :
Atatürk I.Dünya Harbinden sonra dünya galiplerine karşı ilk baş kaldıran, haksızlığı 
Kovalayıp hakkı muzaffer kılan insandır. Milli şahlanışı hazırlayan, yöneten ve başarıya ulaştıran Atatürk Milli politikanın muzaffer insanı ve rolünü başarmaktaki üstün dehasıyla da büyük siyaset adamıdır. 
Hakka, realitiye ve gerçek menfaate dayanan bir siyaset, Türk milletinin kurtuluşunda ve yükselişinde esas temel oluşturur. Atatürk'ün iç politikada iç politikadan önce milli mücadelede ve daha sonra sosyal karakterdeki devrimlerin yapılmasında esas başarısının sırrı, ümitsizliğe kapılmayıp en doğru yolu seçebilmesidir. 
Dış Politika Alanında :
Dış politika içi politikanın aynasıdır. Dış politika ile içi politika arasındaki bu ilgi 
Milli siyasetin iki yönlü belirtisidir. Atatürk yeni Türk devletini kurarken milli hudutlar dahilinde hür ve müstakil yaşamayı temel prensip olarak kabul etmiştir. Atatürk'e göre dış siyasette amaç şudur: " Devletler topluluğunda şerefli, haysiyetli, namuslu bir mevkii sahibi olmak ve mutlaka istiklaline riayet ettirmek. İstiklali olmayan bir devlet gerçek manada bir devlet değildir."
Atatürk'ün dış politikasının büyüklüğü ve canlılığı milli düşüncelerle insanı duyguları birleştirmeye muvaffak olmasındadır. Atatürk dış politika anlayışında başka milletlerin Türk milletinin hakkına riayetini istemekle beraber, başka milletlerinde haklarına saygılı idi.Milliyetçi olmakla birlikte emperyalizme de karşıydı. Atatürk dış politikada " Yurtta Sulh Cihanda Sulh" sözü ile dost toplayan bir insandır.

e- İdealist ve Realist Atatürk

Çok yönlü Atatürk idealist ve realistti. Atatürk kurtuluş mücadelesini Türk milletinin varlık veya yokluk davası olarak ortaya koymuştur.Atatürk' ün Hakimiyeti Milliye' ye dayanan kayıtsız şartsız yeni bir Türk devleti kurma kararı realist görüşün sonucudur. Atatürk olayları ve insanları oldukları gibi görme gücüne sahipti.Gerçeği arayan onu buldukça da kuvveti ve kudreti artan kişiydi.Hiçbir işi talihe bırakmazdı.Maceracı değil, hesapçı idi.Açık anlamıyla hesapçı idi.
İdealist Atatürk idealleri ile değerlendirilen Atatürk' tür. İdealleriyle Atatürk her çağda yaşayan insandır, her devre ışık tutan insandır, ebedi şeftir.
Millet gerçeğinden hareket eden Atatürk' ün ilk büyük ideali, milletin özgürlüğü ve bağımsızlığı olmuştur.Vatan kurtaran, özgür ve bağımsız Türkiye idealini gerçekleştiren Atatürk yeni Türkiye' yi batılı olmak, modernleştirmek amacıyla çağdaş uygarlık idealine yöneltmiştir.Ayrıca barış da onun ideali idi.İnsanlığın saadeti, huzuru ve güvenliği temelli bir barışa, adil bir barışa dayanmalı idi. Her yönü ile büyük olan Atatürk insanlığa kazandırdığı değer hükümleri ile çağımızın en büyük insanı, çağını aşan, gelecek çağlara ulaşan ve ışık tutan insandır.

G- ATATÜRK' ÜN ÖLÜMÜ

Çocukluk çağlarında sıtmanın dışında bilinen çocuk hastalıklarından başka önemli bir hastalık geçirmemiş olan Mustafa Kemal, bu yaşlarda fiziki bakımdan sağlam yapılı, irade bakımından da güçlü idi.Milli Mücadeleyi izleyen dönemde alkollü içkilere düşkünlüğü, çok fazla sigara içişi ve bunların yanı sıra çok fazla çalışması 1923 ve 1927 yıllarında kalp rahatsızlığına sebep olmuş tedavi ile birkaç ay içinde sağlığına kavuşmuştur. Bundan sonra Atatürk' ün sağlığından ciddi bir şikayeti olmamış, asıl hastalığın belirtileri 1937 yılı başlarında görülmüştür. Atatürk' ün hastalığını ilk teşhis eden Prof. Dr. Nihat Reşad Belger olmuştur. 
Ocak 1938 de Atatürk' ün siroza yakalandığı muayene sırasında belirlenmiş ve daha sonra Atatürk' ün devamlı tedavisi ile uğraşan Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp de aynı teşhisi koymuştur.
Hükümet Atatürk' ün rahatsızlığının artması üzerine Fransa' dan karaciğer hastalıkları uzmanı Prof. Dr Fıssenger' i Ankara' ya davet etmiş, Prof. Dr. Fıssenger' de konan teşhise katılmış ve aynı tedaviye devam edilmesi tavsiyesinde bulunmuştur.Atatürk' ün Savarona Yatına geçmesi ile hastalığın ikinci safhası başlamış, ayaklarda hafif şişme, karında su birikmesi sonucu şişme ve büyüme baş göstermiştir. İstirahat ve perhiz tedavisine uyulmasına rağmen hastalık süratle ilerlemiştir. Hastalık üçüncü safhasına geldiğinde Savarona Yatından Dolmabahçe Sarayına geçilmiş, Almanya' dan ve Avusturya' dan getirilen uzmanlarda hastalığa çare bulamamışlardır. Karında çok fazla su birikmesi Atatürk' ü fazla rahatsız ettiğinden su alınması zorunlu hale gelmiştir.Eylül ayında su alınması için yapılan müdahalelerden kısa bir süre sonra Atatürk komaya girmiş dikkatli bir tedavi ile bu komadan kurtulmuştur.

İkinci komayı hemen son koma izlemiştir. 8 kasım 1938 günü başlayan bu koma gittikçe ağırlaşarak ölüm anına kadar devam etmiştir.Atatürk bu son komadan yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtulamamış ve hiç şüphe yok ki asrımızın en büyük ve en parlak ışığı büyük adam Atatürk 10 kasım 1938 günü sabah saat dokuzu beş geçe hayata gözlerini yummuştur. 

KAYNAKLAR

1-Hamza Eroğlu, Atatürk Hayatı ve Üstün Kişiliği
2-Falih Rıfkı Atay, Çankaya
3-Can Dündar, Sarı Zeybek
4-Fahir Armaoğlu, 20. yy Siyasi Tarihi
5-Prof. Dr. M. Su,Liseler İçin T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Ders Kitabı

CUMHURİYET İLKÖĞRETİM OKULU
 
Reklam
 
 
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=